Kıkırdak Dejenerasyonu

............Bu hastalığa Ostoartrit ya da Dejeneratif Artrit’de denilmektedir. Halkarasında “kireçlenme” denilen hastalıktır. Bu hastalık yaşa bağlı olabilir, romatizmal hastalıklara bağlı olabilir ya da geçirilmiş bir eklem içi kırığa bağlı gelişebilir. Yaşa bağlı olan osteoartrit her yaşlıda olmaz ama sadece yaşlılarda görülmektedir. Bu hastalık en çok diz ekleminde daha sonra da kalça ekleminde görülür. Daha az olarak ta ayak bileği diğer eklemlerde görülebilir. Tedavi yöntemleri kısmen farklı olsa da prensipleri aynıdır. Bacak eğrilikleri, içe ya da dışa doğru açısal bozukluklar ve aşırı kilolar bu hastalığın seyrini hızlandırmaktadır.

    .............Hastalara eskiden bu dönemde: “Senin dizin bozulmuş ama protez konulacak kadar değil. Birkaç yıl bekleyelim iyice bozulsun sonra total diz protezi konulur.” denilmekteydi. Ancak hasta beklentilerinin ve yaşam kalitesinin giderek artmasına paralel olarak hastalar, yıllarca giderek artan bir ağrı ile yaşamayı istememektedirler. Ağrısının hemen kesileceği ve kendine ait dokuların mümkün olduğu kadar korunacağı yöntemlere yönelmektedirler. Artık modern tıpta, “bekleyelim, son aşamaya gelsin” yaklaşımı yerine, o aşamadaki problemi çözecek girişimlerin hemen yapılması ve hastanın kendi dokularının mümkün olduğu kadar korunması, ilerlemenin önlenmesi yaklaşımı benimsenmektedir. Bu yüzden 3. Evrede her aşamada yapılabilecek yeni tedavi alternatifleri mevcuttur. Aynı sebeple bu evrenin sonlarındaki hastalarda kısmi diz protezi uygulamaları tüm dünyada giderek artan oranlarda tercih edilmektedir.

  1. Evre: Eklem kıkırdağında yumuşamanın olduğu dönemdir. Hasta yorulduğunda, ayakta fazla kaldığında veya yük taşıdığında ağrıdan şikâyet eder.

    1. Tedavide ağrı kesici ve anti enflamatuar yani ağrıya sebep olan iltihabi reaksiyonları önleyici ilaçlar verilir.
    2. Kilo verme önerilir. Kıkırdak dejenerasyonunu en kötü etkileyen fiziksel durum fazla kilolardır. Bu konudaki düzelme hastanın kendi iradesine baktığı için hekimler bu husus üzerinde çok fazla durmazlar. Ancak tüm evrelerdeki en temel tedavi basamağıdır. Kilo verme yöntemleri üzerine ciltlerle kitap yazılmıştır. Ancak en belirleyici nokta kişinin bunu istemesidir. Fazla kilolarından kurtulan herkesin ortak yönü bunu gerçekten istemeleridir.
    3. Diz ve kalça çevresi kasları güçlendirici fizik tedavi egzersizleri verilir. Eklem çevresi kasların güçlenmesi eklemin direkt olarak üzerine binen yükü azaltacağından ağrıyı hafifletmektedir.
    4. Bu dönemde kıkırdak dejenerasyonunu geciktirmek ve dökülmeleri önlemek için glukozamin (GlusERG) takviyesi önerilebilir. Gukozamin, vücutta kıkırdağın yapılmasını sağlayan gikozamioglikanlar denilen bir grup moleküle dönüşür. Bu maddenin besin desteği olarak verilmesinin kıkırdaktaki bozulmayı engellemesi beklenmektedir. 

  2. Evre:    Eklem kıkırdağının inceldiği dönemdir. Hasta uzun süreli hareketsizlikten sonra eklem sertliğinden şikâyet eder. Mesela “uzun süre oturup kalkınca yürüyemiyorum, birkaç adım atınca ancak rahatlıyorum” diye yakınır. Bu dönemde hastaya birinci evredeki tedavi ve önerilerin yanı sıra bazı ek tedaviler gerekebilir.

    1. Diz içine Hyaluronik Asid (Durolane) enjekte edilmesi bu dönemde genelde önerilen etkili bir destek tedavisidir.
    2. Ayrıca glukozamin ile kondroitin kombinasyonu içeren ilaçların destek olarak ağızdan alınması gerekli görülebilir. Glukozamin yukarıda izah edilmişti. Kondroitin ise kıkırdağın sağlamlığını sağlayan ve eklemlerde en yoğun şekilde bulunan glikozaminoglikan molekülüdür. Metil Sülfonil Metan (MSM) ismindeki ağrı kesici ilacın glukozamin-kondroitin kombinasyonu ile birlikte verilmesi (GlusERG Plus) başka ağrı kesicilere olan ihtiyacı azalttığı için çoğunlukla tercih edilmektedir. Bu kombine ilacın en öenmli avantajı anti enflamatuar ilaçlarla ortaya çıkan mide problemlerine neden olmamasıdır.  Bu destek tedavisi ile beklenen, ağrının giderilmesi ile beraber kıkırdağın onarılmasıdır.

  3. Evre:        Kıkırdağın yer yer döküldüğü ve hastalığın ilerlediği dönemdir. Hasta yürürken ve merdiven inip çıkarken zorlanmaya başlar. Hastaya birinci ve ikinci dönemdeki tüm tedavilere ek olarak cerrahi girişimler gerekebilir.

    1. Hastalara ikinci evrede verilen ilaçlar bu evrede de kısmen etkin olmaktadır.
    2. Artroskopik olarak diz içinin özel sıvılarla yıkanması uygun olabilir.

  4. Evre:        Kıkırdak kaybının eklem bozulmasının ciddi düzeyde olduğu dönemdir. Bu dönemdeki hastalar yürürken ağrı duymanın yanı sıra istirahat sırasında da dayanılmaz ağrılar çekmeye başlarlar. Uykudan ağrı ile uyanırlar. Ev dışına kolay çıkamazlar. Bu dönemde ilaç ve fizik tedavi yöntemlerinin hastaya pek yararı olmaz. Ağrı kesici ilaçların çok uzun süre kullanılması halinde, başta böbrekler ve kemik iliği olmak üzere vücutta başka dokulara zarar vermesi ihtimali vardır. Bu yüzden bu ilaçların doktor kontrolü dışında bilinçsiz olarak kullanılması doğru değildir. Bu dönemde uygulanabilecek tek tedavi yöntemi, total diz protezi (Genesis II, Profix veya Journey) ile eklemin tamamının yapay bir eklem ile değiştirilmesidir.
 

.........Nispeten genç sayılan 50 yaş altındaki hastaların eklem içindeki kıkırdak defekti yani kaybı, yaygın değil de sadece yük taşıyan belli bölgelerde ise bazı kıkırdak tamir ve yenileme ameliyatları uygulanabilir.

    1. Bir cm çapından küçük defektlerde, mikrokırık denilen yöntemle bozulmuş kıkırdak kısmına küçük delikler açılır. Bu bölgede oluşacak iyileşme dokusunun defekti kapatarak ağrıyı azaltması beklenir.

    2. Defektin daha büyük ama 3 cm çapını geçmeyen durumlarda Mozaikplasti denilen uygulama eklem (çoğunlukla diz) içinde özellikle ağır yük taşıyan kısımdaki problemli kıkırdak bölümünün temizlenerek, sağlam ama fazla yük taşımayan bölgedeki kıkırdağın nakli esasına dayanan bir tedavi yöntemidir.

    3. Bu tedaviye alternatif olarak 3 cm çapına kadar olan tüm kıkırdak kayıplarında sentetik kıkırdak grefti (TruFit) ile kıkırdak defektinin kapatılması mümkündür. Bu yöntemde hastanın sağlam kıkırdağı zarar görmez. Ayrıca, defekt bölgesindeki basıncın azalmasına bağlı olarak hastanın ağrısının çok hızlı iyileştiği gözlenmektedir.

    4. Biraz daha büyük defektlerde kollajen yaması (Chondro-Gide) kullanılarak kıkırdak dokusunun iyileşmesi sağlanmaya çalışılır. Burada asıl iyileşmeyi sağlaması beklenen kemik iliğinden gelen kök hücrelerin kıkırdak yaması içinde toplanıp çoğalarak kıkırdak dokusuna dönüşmesidir. Bu konuda son dönemlerde oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır.

    5. Eğer dizde eğrilik yani açısal bozukluk varsa bunların diz çevresi kemiklere özel kesiler uygulanarak özel açılı plaklar (Anthony-K) ve açılı greftler (TruWedge) ile düzeltilmesi gerekebilir.

    6. Diz eklemindeki sorun sadece iç tarafta ya da sadece dış tarafta ise kısmi diz protezi uygulanmasına karar verilebilir. Kısmi diz protezi sadece kondiler bölgeye konuluyorsa unikondiler protez (Accuris) denilmektedir.

    7. Kısmi diz protezi uygulamasının kondil ile birlikte patellofemoral eklem denilen diz kapağı eklemini de içine alacak şekilde yapılmasına bikondiler parsiyel diz protezi (Journey Deuce) denilmektedir. Hastanın genelde daha iyi durumdaki lateral (dış) kondili ve diz içerisindeki tüm bağlar orijinal haliyle korunur. O yüzden bu tip protezler ile eklemin ağrısını kesmenin yanı sıra herhangi bir hareket kısıtlılığı olmayan tam fonksiyonel bir diz eklemi elde edilmektedir. Kısmi protez uygulaması tüm dünyada oldukça yeni sayılabilecek bir yöntemdir. Ancak sonuçları yüz güldürücüdür.

     

..............Pozitif düşünmenin ve moralinizi yüksek tutmanın vücut direncini artırdığı bir gerçektir. Çok sayıda araştırma iyileşme azmi ve beklentisi yüksek olan hastaların tedavilerden en üst düzeyde faydalandıklarını ortaya koymuştur. O nedenle doktorunuzun önerdiği her türlü tedaviye; “ben bu tedaviyi olacağım ve inşallah umuyorum ki, en kısa zamanda sağlığıma kavuşacağım.” telkinini kendinize yaparak başlamalısınız. Gecenin en karanlık vakti aynı zamanda sabahın başlangıcı olduğu gibi, aslında her hastalık ta, bir anlamda iyileşmenin başlangıcıdır. Nasıl açlık olmadan tokluk olmaz, hastalık olmadan da sağlık olmaz ve değeri anlaşılmaz. Her hastalığa bu gözle bakmak, iyileşme sürecini kuşkusuz olumlu yönde etkileyecektir.